ADANA GEZİLECEK YERLER – 2 METRE KEBAP DENEYİMİ

tarafından yazıldı

2 Günde 5 Kilo Almak

Sıcak ve çok sıcak şehrimiz olan Adana’dayız. Türkiye’nin 6. en büyük ili ve dünyaca üne sahip olan adını şehrin isminden alan Adana Kebabı ile öne çıkan memleket. Gerek yaşam tarzıyla gerek hayata bakış açılarıyla bir acayip şehrimiz Adana.

Çıkması Bu Kadar Zorken Yılan Kalesi

Hatay’da yaptığımız 2 günlük gezinin ardından İskenderun üstünden Adana’ya doğru yol almışken, gözümüze çok uzakta olmayan, dağın tepesine kurulmuş beyaz taşlı ve çok kıvrımlı bir kale çarpıyor. Tabelalarda Yılan Kalesi adını görünce hemen sapıyoruz. Adı gibi yılanlı gibi kıvrıla kıvrıla gidiyorsunuz kale yolundan. Aracınızı kaleye uzak ama kaleyi görebildiğiniz bir yere park ederek, yaya olarak yürümeye başlıyorsunuz.

 5 dakikalık yürüyüşün ardından yol tamamen  bozuluyor ve kaya taş ne varsa tırmanıyorsunuz. Kale kapısı tahtalarla kapatılmaya çalışılmış, fakat kapı kırık durduğu için biz de tırmanmaya devam ediyoruz. Not: spor ayakkabınız ayağınızda yoksa çıkmayın deriz. Çünkü baya zor bir parkur sizi bekliyor. 20 dakika tırmandıktan sonra daha yolun yarısını çıkabilmiştik. 2. kale girişi gibi bir yer daha var. Soluklanırken, mükemmel gün batımında parsel parsel ayrılmış tarlaların arasından bir de ne görelim, çok vagonlu uzun bir tren geçmekte. Bu görüntüyü fotoğraflayamıyoruz ama hafızalarımıza derinden kazıyoruz.

Sonunda kaleye varıyorsunuz fakat üst bölümde yapı onarım çalışması var. Şuan bile onarım yapmak zor iken, eskiden bunu buraya nasıl koymuşlar diye düşünüyorsunuz. Fethedilmesi çok zor kale arkadaşlar çıkamıyorsunuz ki savaşsınlar. Manzarada ise Çukurova merası, arazisi ve dağları. 360 derece her yeri görebilen konumda Yılan Kalesi. Susup kalıyoruz manzarayı görünce, sadece manzaraya derin derin bakakalıyoruz. Eski adı Govara olan kalenin, Kilisesi ve sarnıcı varmış, garnizonu en üst bölümde çıkabildiğimiz noktada bulunuyormuş, yöre halkı tarafından da Şahmeran kalesi olarak da biliniyormuş. 1671 yılında buradan geçen Evliya Çelebi Fiahmeran Kalesi olarak tanıtmış Yılan Kalesi’ni.

20180209_171849.jpg

 Ermişlerden sayılan Şeyh Meram’ın, uzun yıllar tek başına bu kalede yaşayarak yılanları terbiye ettiği söyleniyor. Kale içindeki Ermeni papazlarının yılan sokmasından helak oldukları, kalede boynuzlu ve ensesi tüylü yılanların da görüldüğü yine söylentiler arasında. Rivayetlere göre, burası yılanların eviymiş. Bugün de Kale ve dolaylarında bulunan yılan sayısı pek çokmuş. Sıcak havalarda çıkılması bu yüzden tehlikelidir. Dikkatli bir şekilde indikten sonra yolumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Misafir Kebapçıda Ağırlanırmış

Adana’da bizi bekleyen eski bir dostumuzun var olması şehri ayrıca güzel kılıyor. Ev sahipliğimizi yapacak olan arkadaşlarımız bu şehre yeni atananlardan. Cemal Emniyet görevlisi, eşi Ayşe ise bir köy okulunda İngilizce öğretmenliği yapıyor. Evlerine vardığımızda Ayşe’nin elinden yapılmış poğaçalar kekleri götürüyoruz, güzel bir yorgunluk kahvelerini içiyoruz. Adana’ya gelip de evde yemek yedirmek ayıp olur deyip, kolumuzdan tuttukları gibi Cihangir Kebap’a götürdüler. Ne yersin diye sordular söyledik, fakat masada boş yer bırakmadılar, dediğimizin 2 katı meze geldi. Tabakların biri geliyor diğeri gidiyor. Çok lezzetli, bol mezeli bir akşam yemeği oluyor, tıka basa doyuyoruz. Sanırsak biz bu gezide 4-5 kilo alacağız ama hadi hayırlısı.

20180209_195350.jpg

 Demlikle gelen çayımız, sohbetimize uzun uzun eşlik etti. Eskilerden defterler açılıyor, yenileriyle kapatıyoruz muhabbeti. Yemek yiyeli 2 saat oldu olmadı, eeeee acıkmadık mı ya diyen sese, biz de duramadık kahkahayı patlattık :).

Adana halkı eğlence kültüründe çok değişikler, deniz ya da göl kenarında yoksa parklarda oturup içki eşliğinde davulcu, zurnacıyla saatlerce eğlenme diye bir şey var. Bu muhitleri görünce şaşırıp kalıyoruz, herkes çakır keyif. Dükkanların hepsinde neon ışıklarla yapılmış kalpli aydınlatmalar, dükkanlarsa komple kırmızı ışık içinde. Sanki biri bu kalpleri bütün dükkanlara özellikle satmış gibi, rengarenk ortalık. Suç oranı gece buralarda 100% olduğu çok belli :).

Şırdan mı ? O ne?

Cemal, hadi ne duruyorsunuz acıkmadınız mı insenize diyerek kalabalık bir mekanın önüne çekti. Hoppala bu harbiden ciddiymiş. Geldiğimiz mekan, Şırdancı Emin Paça Salonu. Mekan gece olmasına rağmen dolu, dışarıda duran tezgahlarda kapağı kapalı dumanı tüten kocaman tencereler var. Tencerenin başına buyur ediyorlar bizi. Hoş geldiniz diyen abi kapağı kaldırıyor ki şeklen çok enteresan olan şırdanla karşılaşıyoruz.

20180209_220219.jpg

Yanındaki kapağı kaldırıyor burda da şekli enteresan mumbar dolması var. Soruyoruz bunlar nedir ne değildir açıklar mısınız. Abimiz de başlıyor anlatmaya.

Şırdan Adana’da gecede en çok satılan üründür diyor; koyunun, kuzunun midesidir. Hayvanların midesi 4 bölümden oluşur, bi bölümü de şırdandır diyor. Gırtlakla midenin bağlı olan bölümüdür. İçerisine iç pilavı doldurarak ip ile dikilir. Ve su ile kaynatılarak buharla pişirilir.

20180209_220745.jpg

Adana’lıların en çok sevdiği yemektir, günde 10 bin ila 15 bin adet satılır. Ve Türkiye’nin bütün kesim hanelerinden Adana’ya bu mide bölümü geliyor ve yetmiyor diyor abi. Şuan Türkiye, Adana’nın şırdan talebini karşılamıyor, ürün karaborsa. Fiyatı bir yıl içinde 3 TL’den 9 TL’ye çıkmış.

Nasıl yeniliyor derseniz ilk önce ipini çıkaracaksınız, çatal bıçak kullanılmaz şırdanda yiyemezsiniz. Ellerinizle ekmek yer gibi ısırıyorsunuz. Üzerine baharatlarını serpip isteğe göre limon sıkıp yiyorsunuz. Aman dikkat çok sıcaktır acele edip ağzınızı yakmayın.

Mumbar mı? Ee O ne?

Mumbar ise ince bağırsaktan yapılır, aynı iç pilavı doldurarak haşlamaya bırakılır. Çok ince yapısı olan mumbar, yerken dağılabilir dikkatli yenmesi gerekiyor dedi Emin usta. Ya tadı gerçekten şuna yada buna benziyor diyemiyorsunuz. Sakatat gillerden olan bu yiyecek bizim hoşumuza gitti. Adanaya sırf bunun için bile gelinir deriz.

20180209_220758.jpg

Sonra daha durun şimdi sizi içli köfte yemeye götürücem demesin mi. Hoppala dedik biz de. Hemen aksanının değiştiren arkadaşımız, “Olum burası Adana yok öle hoppala moppala yiyecen” :).

Adana Usulü İçli Köfte

Mekana vardığımızda içli köftelerin siparişini verdik. Hazırlanmasını beklerken Adana’nın gerçekten şaşılması gereken çok konusu olduğundan bahsedip durduk. İçli köftelerimiz rengi daha koyu bulgurdan yapılmış, her şeyi ile ev yapımı ürünlerden olan inanılmaz lezzetli bir köfteydi. Aklımızı alan bir tat olduğunu söylemeliyiz.

20180209_231852.jpg

Ne olur daha bir şey yemeyelim artık uyuyalım diyoruz. Arkadaşlarımız da bizi affediyor ve eve götürüyor :). Ciddiyiz.

Börek Deyip Geçmeyin

Sabah kahvaltı için Adana’yla özleşmiş olan Börekçi Levent’e gidiyoruz. Oto sanayide olan bu börekçi, bir çay ocağı dükkanın önünde, tahta küçük bir arabanın içinde iki kişinin sağlı sollu satış yaptığı bir tezgah.

20180210_095841.jpg

Çaycı ayrı bir işletme, Börekçi Levent ayrı bir işletme, kardeş kardeş geçiniyorlar. Arabayı park edecek yer yok çevresinde de, önünde kuyruk olan bu börekçiye tepsi tepsi börekler gelip gidiyor. İsteseniz orada oturabilir, isterseniz ayak üstü götürün börekleri veya paket yatırın.

Kaşarı bol olan bu böreğin, uzayan peyniri var ya İstanbul’la Adana arasına bağ kuruyor resmen. Adana’ya gelirseniz sadece sabahları satışı olan Levent Börekçisine uğramayı ihmal etmeyin.

20180210_094901.jpg

Kahvaltı Ciğerle Devam Eder

Cemal, “Fazla börek yemeyin haadi kalkalım ciğere de yer bırakın” demesin mi bizim gözler açıldı.

20180210_105002.jpg

Adana’nın sabah kahvaltısına ciğerle başlaması meşhurdur. Böyle ciğercilerin olduğu bir sokak bile var. Bizi doğruca Ciğerci Memet Usta’ya götürüyorlar. Mekanda sabah sabah 2-3 masa var bile. Ciğerleri sipariş ediyoruz, ardından tüm masa yine mezelerle doluyor. Doğu ve akdeniz meze kültürünü çok seviyor. Millet olarak hastasıyız. Babamızın bir lafı aklımıza geliyor, ‘’Sabah kahvaltısında ciğeri kendin yiyeceksin, öğlen dostunla yiyeceksin, akşam ise düşmanına yedireceksin’’ derdi.  Bu arada dükkanın içinde değil oturduğumuz masalar, bildiğiniz sokağın ortasında oturuyoruz. Etraftaki dükkanlar alakasız işlerle uğraşıyor. Kalaycısı, av malzemesi satan, demirci, bakırcı ne ararsanız var sokakta anlayacağınız.

 Burası Büyük Saat’e yakın bir yerde. Ciğerini ve köz de beklemiş sarımsaklı domatesi bir harika. Denemeden Adana’yı terk etmeyin. Aile işletmesi olan mekanın sahibi Memet Usta, servisi bizzat kendi eli ile yapıyor. İki kız kardeşinin biri kasayla diğeri müşterilerle ilgileniyor. Samimi güzel ve enteresan sokak tarzıyla Adana’ya münhasır bir işletme. Ciğer için doğru adres olduğunu düşünüyoruz.

20180210_114437.jpg

Fakat sonra sosyal medyadan takipleşelim diyerek, 2 gün sonra takipten çıkarmak sana hiç yakışmadı Memet Usta, bunu böyle bilesin :). Şöhret basamaklarına dikkat et 🙂 .

Kasapçılar Çarşısı – Her Yerde Göremezsiniz

B12 vitamini ve enerji deposu olan bu ciğerin hakkını vermek için merkezde kaybolarak gezmeye başlıyoruz. Pasajların olduğu karışık bir bölgeyi geziyoruz. Karşımıza Kasapçılar Çarşısı çıkıyor. Et, tavuk, kuzu, koyun, dana ne ararsanız var. Hatta bir hayvanın neresini istiyorsanız bulabilirsiniz.

20180210_102223.jpg

Abartmıyoruz gözünü dahi bulabilirsiniz. Vitrinlerin görüntüleri hiç iç açıcı değil, hele koku bir yerden sonra bayıyor. Sonra bir yerde baktık koyun kafaları yüzülmüş tezgahta duruyor, abi de elindeki pürmüzün ateşi ile kelleyi yakıyor. Adama sorduk, ne yapıyorsunuz abi böyle… “Hani karşındaki çok konuşur da sıkıldığında amma da ‘Kafamı Ütüledin’ dersin ya … heee  işte yaptığımız işin adı bu Kafa Ütülemek’’ dedi : ) .

20180210_102610.jpg

Özellikle eski Adana tarafında her yerde şalgam suyu içebilirsiniz arkadaşlar. Seyyar tezgahlarda dükkanlarda her an karşınıza şalgamcı çıkabilir. Yağda kızartılan tatlıcı dükkanlarından da bir çok yerde görebilirsiniz. Arabalı seyyar satıcı, kocaman patatese benzeyen gri renkte bir şey satıyor. Ne olduğunu sorduğumuzda şeker pancarı bu, kazanlarda kaynatılıp bu şekilde insanlara tezgahta soyarak satıyoruz. Tadın dedi ama midemiz o kadar doluydu ki es geçtik.

20180210_103143.jpg

Uçkur Meselesi

Öz abimiz gibi sevdiğimiz Erdem abi ile girdiği iddiayı kaybeden Cemal, yıllar önce borçlandığı Adana şalvarını almak için bir dükkana giriyor, biz de peşinden takip ediyoruz. Şalvar alma işlemi burada gösteriye dönüşüyor adeta. İlk önce satıcı abi, ‘uçkur’ nedir biliyorsunuzdur herhalde değil mi, ama asıl şimdi siz uçkurun ne olduğunu öğreneceksiniz. Biz meraklı gözlerle adamı takip ediyoruz. Uçkur, bu ipin ismidir, bunun nasıl bağlanması gerektiğini ve nasıl çözülmesi gerektiğini bilmezseniz yandınız, uçkurunu kesmek zorunda kalırsınız. ‘’Uçkuruna sahip çık’’ deyimi de bu şalvarın ipinden geliyor. Olay şimdi şöyle arkadaşlar; Karnınızı tamamen içeri çekiyorsunuz ve uçkuru olabildiğince sıkıca gerip 2 parmakla kendi içinden düğümlüyorsunuz. Uçkuru çözerken de çok sert bir şekilde birden ipe asılıyorsunuz. Yoksa imkanı yok açamazsınız. Vay be dedik, uçkurun anlam ve öneminin sözlü ve uygulamalı anlatımına denk geldik iyi mi 🙂 .

20180210_120148.jpg

Sonra başladık arabayı aramaya, buraya mı çektik şuraya mı, o sokak değildi sanırım, ya bu sokak, yok  burası da değil. Pardon ama biz arabayı sabah bıraktığımızda her tarafta araba vardı şimdi hiç bir yerde araç yok. Haddi be! Galiba arabayı çekmişler. Çekmişler mi evet çekmişler abi.  Çekildiği yeri bulduk aracı teslim aldık ve yeni istikametimiz için hazırız.

Varda Köprüsü ( Alman Köprüsü)

Alman Köprüsü’ne yani Varda Köprüsü’ne doğru yola çıkıyoruz. 1 saat 20 dakika kadar yol gözüküyor bize. Karaisalı ilçesi Hacıkırı köyünde bulunan köprünün çok güzel hikayesi var aslında. 5 yılda tamamlanan köprünün, orta ayağının yerden yüksekliği 100 metreye yakınmış. Varda köprüsünün daha gerisinde yani vadinin iç kısmında, genelde fotoğrafların çekildiği yerden bahsediyoruz, orada aynı köprünün minyatürü denilecek bir yapı daha var, trenler keskin virajı alamayınca daha ileriye şuanki köprü yapılmış. İlk yapılan köprünün yolunu, dağın yarısını ortadan ikiye bölerek açmışlar. Artık araç yolu olarak kullanılıyor. Bu tünelin üstünde oturup Varda Köprüsü’nü gözetlemek ayrı bir keyif.

View this post on Instagram

Bir diğer adı da Varda Köprüsü olan köprü, 1918'den beri aktif. Varda köprüsü koyulmasının ilginç bir hikayesi var. 2 Türk işci yüksekliği ölçmek için, aşağıya tahta atarken sayı sayıyor. Yukardaki işcinin aşşağıdaki işci ile girdiği dialoğu duyan Almanlar şaşırıyor ve soruyor ne yaptıklarını. Alttaki işci tahtanın düşmesine var dahaa vardaaa diye bağırmasıyla Almanlar da bu durumla şaka maiyetinde aynı şeyleri yapıyorlar ve köprünün bizim cepemizde ismi Varda köprüsü kalıyor, ya da Alman köprüsü. . Şalvar giyenler parmak kaldırsın. Giymeyenler hemen denesin. ☺️ . . #oralarnereler #adana #vardaköprüsü #almanköprüsü #bridge #adanaşalvarı #senmibüyüksünbenmi #seniyenicemadana #travel #traveller #country #türkiye #gezginler #kapıkayakanyonu #şırdan #landscape #travelblogger #vlogger #travelphotography #travelpics #turkishfollowers #anıyakala #people #hadibizkaçtık #gezingezindönün #şalvar #varda #tcdd

A post shared by idil & burak 🌍 Travellers (@oralarnereler) on

 Köprünün isminin ilginç bir hikayesi var. 2 Türk işçi yüksekliği ölçmek için, düşerken sayı sayarak aşağıya tahta atıyormuş. Alttaki işçi de tahtanın düşüp düşmediğini belli etmek için “vardaağ vardaaa” diye bağırıyormuş. işçilerin girdiği diyaloğu duyan Almanlar şaşırıyor ve soruyor ne yaptıklarını. Sonra da bu durumla şaka mahiyetinde aynı şeyleri yapıyorlar ve köprünün bizim cephemizde ismi hem Varda Köprüsü hem de Alman köprüsü kalıyor.

20180210_151431.jpg

Kapıkaya Kanyonu

Arkadaşlar bizi bu köprü kadar etkileyen başka yer ise, buradan 5 km aşağıdaki Kapıkaya Kanyonu oldu. Varda Köprüsü’nden aşağıya doğru, yeni düzenlenmiş yürüme parkuru ile bu kanyona ulaşabilirsiniz. Orda kanyondan yeni gelen gezgin arkadaşlarla karşılaştık. Çok güzel yürüme parkuru olduğunu ve kanyonun inanılmaz olduğunu yüzlerindeki mutluluktan anlayabiliyordunuz. “Yalnız 1 saat kadar sürüyor parkur ve çok hızlı tempo yürüyerek geldik buraya, haberiniz olsun” dediler. Biz de hava kararmaya başlayacağı için gitmemeyi düşündük.

20180210_151853.jpg

Köprünün başında gözleme, çay ve sıkma yapan yerleri görünce hadi bir kayıntı yapalım çay içip soluklanalım dedik. Sıkma Adana’ya has bir şey, yapılışı gözleme gibi. Önce yufka ile oluyor fakat iki kat yufkayı ısıtırken sacdan sonra közün üstünde hamur şişene kadar tutuyor. İçerisine isteğinize göre peynir, patates, kıyma ne istiyorsanız koyuyorlar. Malzemeyi de içine doldurduktan sonra dürüm gibi sarıyor, küçük hafif ve lezzetli. Bizce deneyin deriz.

Kanyona Alternatif Gidişler Tüyosu

Sıkmaları yapan ablayla sohbet ederken bu aşağıdaki kanyona başka gidiş yolu var mı diye sorduğumuzda, 15 dakikalık köy yolundan geçerek oraya araçla varabilirsiniz dedi.

Biz de hadi o zaman ne duruyoruz diyerek atladık arabaya.

Kanyonun suları dağları yardığı gibi, yolu da ikiye bölmüş. Araç ve yayalar için bir köprü yapmışlar, yanına arabayı park ediyoruz. Çok güzel düzenlenmiş turistik bir yer burası, girişinde çayınızı kahvenizi içebilir karnınızı doyurabilirsiniz. Giriş ücreti yok.

Kanyonun yanından paralel takip eden güzel bir yürüyüş parkuru var. Spor ayakkabılarınız ayağınızda olsun ama taşlı biraz. Suyun akışı çok güçlü ve inanılmaz sesli. Kanyonun sadeliği içerisinde kıvrımlı patika yolunda gezerken, kendinizi bu dünyada unutabilirsiniz.

20180210_164442.jpg

Parkurun sonu yok arkadaşlar Varda Köprüsü’ne kadar çıkıyor. Biz suyun en geniş kısmına kadar yürüdük, bol fotoğraf ve video çektik, hatta kumsalın tam ortasına kocaman ‘’oralarnereler’’ bile yazdık.

20180210_172348.jpg

Kapıkaya Kanyon’u 2 saatimizi aldı ve çok keyifli bir rota oldu. Adana’da yapacak bir şey yok sadece yemek yersiniz gelirsin diyenlere selamımız olsun. Burayı unutmasınlar :).

2 Metre Kebap Keyfi

Bu kadar yürümenin sonunda güzel bir yemeği hak etmedik mi diye soran Cemal, cevabını da kendisi veriyor ve bizi Kaburgacı Yaşar Usta’ya getiriyor. Burası çok büyük bir kebapçı arkadaşlar. Ocağın başında bize güzel bir yer açan garsonlar siparişimizi aldılar ama biz onlarla göz teması kurmuyoruz bile aklımız mangalda ocakbaşında, çünkü neredeyse 10 metre kadar var.

20180210_190115.jpg

Mangalının üstü komple şişe geçirilmiş et arkadaşlar. Bir tarafta da 2 metre boyunda Adana kebabı yapmışlar. Sahibi Yaşar Usta, çok eğlenceli ve işini severek yapan şahsına münhasır bir abimiz. Ve iyi de bir baba olduğunu düşünüyoruz çünkü oğlu Uğur da babası gibi müşterilerle ayrı ayrı saygıyla ilgileniyor. İşinin başında olan baba ve oğula buradan ayrıca teşekkür ediyoruz.

Yemeklere gelince arkadaşlar, Cem Yılmazın esprisi gibi ortaya her şeyden azar azar yap, ‘’Little Little Into the Middle’’. Bunun üzerine masada bardağı kaldırıp koyana kadar, başka bir meze geliyor. Hale tadı damağımızda bütün ürünleri ayrı ayrı lezzetli.

Yaşar Usta’ya sırrını sorduğumuzda; “Sabah eti almaya ya oğlum ya da ben giderim. İşimizin başından ayrılmadan, çalışanlarla arkadaş gibiyizdir yani burada çok büyük bir aileyiz. Dükkana girenler müşterimiz değil misafirimizdir. Onları iyi ağırlamak bizim görevimizdir” dedi. Helal olsun sana Yaşar Usta eline emeğine sağlık diyoruz. Uğur arkadaşımıza da çay içerken bizimle yaptığı sıcak sohbeti için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Adana Daş Gadayıf

Çaylar içildi keyifler yerine geldi, Cemal’e “Ya taş kadayıf diye bir şey var biliyor musunuz esprisini yapınca soluğu tatlıcıda aldık. Yağda kızartılan hamurdan yapılma bir tatlı. İçine kaymak ve fıstık koyuyorlar ayaküstü dükkanların önünde kağıda sarılı yiyorsunuz.

20180210_210400.jpg

Devrim Niteliğinde Muzlu Süt

Şimdi siz buranın Kazım Büfe’sini bilmezsiniz hayatınızın en güzel muzlu sütünü içeceksiniz diyor Cemal ve Ayşe. Mekana geldiğimizde önünde kalabalık olan tost, sosisli gibi ürünler yapan, bildiğiniz büfe. Muzlu sütü ile efsaneleşmiş bir mekan burası. Sütü dondurucuda buz veya kar haline getirmişler. Mikserin içine bu sütlü buzdan ve 2 adet muz kesip atıyorlar, kaşıkla şekerini koyduktan sonra düğmesine basıyorlar. 1 dakika sonra durdurup önünüze bir büyük kazabilanka bardağı ve onun küçüğünden 1 tane koyuyorlar. İkisini de doldurduktan sonra anlıyorsunuz ki bu iki bardak bir porsiyonmuş arkadaşlar.

İkisini içemem diye düşünmeyin o kadar lezzetli ki acaba birer tane daha sipariş verelim mi diye birbirimize baktık. Bir muzlu süt ne kadar güzel olabilir ki demiştik ama gerçekten çok güzel bir tadı var. Hele de yazın içtiğinizi düşünürseniz mükemmel bir şey bu.

20180210_202708.jpg

Işıl Işıl Adana İstasyonu

Bizim trenleri çok sevdiğimizi bilen Cemal ile Ayşe sizi çok güzel eski Adana İstasyonuna götürelim diyorlar. Ağzımız da muzlu süt tadı ile adana istasyonunu gezmeye başladık. Dışardan çok güzel görünen istasyon, değişen şehre inat zamanı durdurup geçmişten kareler veriyor size. mimarisi çok hoş.

20180210_204957.jpg

Aslında istasyonun en dikkat çekici alanı gar binasının önünde bulunan büyük “meydan”. Uğur Mumcu adı verilmiş bu alan toplanma yeri, merasimlerin yapıldığı ve zamanında devlet erkanları geldiğinde halka konuştukları yer olarak büyük tutulmuş. Günümüzde de halen önemli günlerin konserlerin yapıldığı yer olmakla beraber buluşma adresi olarak da kullanılıyor. Çalışan görevlilerden izin alarak iç kısımlarını dolaştık, bu tarih kokan binada eski ve halen dik duran gişesi ile bekleme yerleri halen ilk günkü gibi. Aynı zamanda bir çok filme set olmuş olan bu istasyon, görülmesi gereken yerler arasında olmalı bizce.

20180210_204735.jpg

Artık yorulduk ne olur artık bir şey yemeyelim olur mu diye yalvardık Cemal ile Ayşe’ye, onlarda bize acıdı sağolsunlar eve gidip dinledik. 

Sabah Cemal’in sürpriz kahvaltısı ile güne uyandık. Kendi yetiştirdiği kültür mantarından yani istiridye mantarından bize yaptığı sebzeli karışımın yanında Ayşe’nin hazırladığı sofraya 1 gün yemek yemeseniz olur vallahi.

 

Taş Köprü ve Sabancı Merkez Camii

Eee o zaman şu ünlü Taş Köprü’de bir yürüyelim ne dersiniz diyerek yola koyuluyoruz. Taş köprü üzerinde rahmetli Sakıp Sabancı’nın yaptırdığı büyük camii, fotoğraflara model olacak güzellikte ve büyüklükte.

Köprü üzerinde simitçi abilerden aldığınız Adana simidini koparıp koparıp martılara atabilirsiniz. İnanın ada vapurunda aldığınız keyfin farklı versiyonu bu. 100’lerce uçuşan martı, simidi kapmak için uçuşlarını ayarlayarak salto yapıyor.

20180211_124111.jpg

Sabancı Camisi çok büyük ve mükemmel güzel bir cami. Hem dışı hem de içi görülmesi gerekenler arasında. Adana’nın sıcak olmasından dolayı kolonlarını geniş tutarak içerlerine klimaları saklamışlar. Caminin içi sade ve görkemli. Sakıp Sabancı’yı rahmetle anıyoruz ve yolumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

Dönüş yolunu Hatay’dan yapacağımız için sahilden sahilden yola koyuluyoruz.

 

Teşekkürler

 

Adana denice artık aklımza sadece kebap gelmiyor. İnsanları, kanyonu, köprüleri, camileri, şehrine münhasır adetleri ve kültürü. Ve tabi ki bizi evinde ağırlayan Cemal ve Ayşe’ si 🙂 ..

20180210_152706.jpg

Karnımızı doyuran, bizi gezdiren, evinde ağırlayan, misafiri başının üstünde tutan bu iki güzel insana ömürleri boyunca mutluluklar. İkisine de huzur, sağlık diliyoruz. Bizi güzelce yolcu eden çiftle vedalaşmak zor oldu doğrusu. Hadi biz kaçtık…

En iyisi mi siz yine de

Gezin, Gezin, Dönün…

4 comments

  1. Yazım tarzınız çok güzel. Sohbet edermişçesine.

    Adana’da 1 ay denetimde çalışmıştım, Şirketin CFO’su Nebi Bey : “Adana’da çok yaşayan olmaz, hava sıcak, kebab tatlı derken burada 60 yaşını gördüyse adama yaşlı derler” dediğini hatırlıyorum.

    Adana’da gezilecek yer yok deyip bizi kandırmışlar, onu anlamış oldum.

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkürler Cengiz Selçuk bey, zaman ayırıp okumanız bizi mutlu etti. Kameranın SD Kartı hata vermiş ve bir çok yerin kaydını gösteremedik. her memleketin görülecek çok yeri var. sizler daha iyi bilirsiniz, sayfanızı da çok beğendik. İki gezgin aşığın da dediği gibi; gezin, gezin, dönün.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s