SRI LANKA TRENLERİNDE 20 SAAT


Sri Lanka’yı Trenlerle Gezmek

 

Arkadaşlar, bir ülke ile ilgili muhteşem deneyimler yaşamak mı istiyorsunuz? O zaman trenle yolculuk yapmak bunun en güzel yollarından biridir. Ülkeyi hem gezmek, hem doğa güzelliklerine şahit olmak, hem de kültürünü tanımak için harika bir fırsattır.

DCIM100GOPROGOPR0655.JPG

Halkla bir arada olursunuz, sohbet ederken de farkında olmadan, yöre hakkında daha fazla bilgi sahibi olursunuz. Bizim de 15 günlük Sri Lanka gezimizin en önemli parçasıydı trenler.

Siz de hazırsanız, tren kalkıyor.

 

Nuwara Eliya Treni

 

Hedefimiz aslında bu meşhur eksprese binip o inanılmaz çay tarlalı manzarayı görmek, bıktırana kadar fotoğraf çekmekti. Ama Sri Lanka’dayken günlerce denememize rağmen bilet bulamadık. Çünkü biz ordayken, ülkede kısa süreli bir kriz çıktı. Hindistan’la Sri Lanka arasındaki bir anlaşmazlıktan dolayı, benzin istasyonlarının önlerinde inanılmaz kuyruklar vardı. Motorlu araçlar bu yüzden kullanılmıyordu ve tabi ki herkes trenlere akın etmişti. Olsun dedik, biz yine de biraz zorlayalım bilet konusunu. Sorduğumuzda, 3. sınıfta giderseniz yer var dediler.

G0060670-01.jpeg

Arkadaşlar, Sri Lanka’da trenlerde 3 sınıf var. 1. sınıf dediği daha lüks ve konforlu, kimin nereye oturacağı belli. Hatta şanslıysanız klimalı olanları da var. 2. sınıf, aslında kendi içinde 2’ye ayrılıyor. Birinde kim nereyi kaparsa oturabiliyor, az daha fark ödeyince ise oturacağınız koltuk numarası belli olmuş oluyor. Kimse böylece yerinizi kapamıyor. Ama klima yerine, oynar başlıklı vantilatörlere kalıyorsunuz. Bir de tabi 3. sınıf var.

3. sınıf dediği arkadaşlar; metrobüsün en yoğun ve dolu olduğu zaman var ya dip dibe. Hatta bu sahneyi bir de özel alan kaygısı olmayan insanlarla birlikte düşünün, he işte tam o 🙂

 

20170721_155536-01.jpeg

Gitmesine gidelim de hiç bir yeri göremedikten sonra bir anlamı olmaz dedik. Sonra tesadüf, yolda İtalyan bir aile ile karşılaştık. Sırt çantamızdaki Türk bayrağına uzaktan uzaktan merakla bakmalarının ardından, el sallaştık ve yaklaşık 1 saat sohbet ettik. Onlar bu yolculuğu yapmış. Neredeyse 8 saat hiç kıpırdayamadan ayakta durdukları ve pencereden manzara bile göremedikleri, bol küfür içeren bir anı yolculuğundan bahsettiler bize.

Türkiye’deki Doğu Ekspresinden de deneyimli olduğumuz için, biz yine de şansımızı zorlayalım dedik. Sonra öğrendik ki, biletler sabah 5’te satışa çıkıyormuş. Geceden planı yapıp alarmı 4’e kurduk. 20 dakikalık yol boyunca tapınaklardan gelen sabah duası sesleriyle gara vardık. Sonra sıranın en başında gişenin açılmasını bekledik. Çok erken gelmemize rağmen bizimle bekleyen baya kişi vardı. Nasipte ne varsa onu alacağız derken, 1.  ve 2. sınıfta yer yok dediler. Olsun hevesimizi kırmak yok, gezmeye devam dedik. 20 dakika daha yürüyerek otele döndük… sabah sporu yapmış olduk fena mı?

 

Kandy’den Polgahawela Aktarmalı Anuradhapura (Kuzey Treni)

 

Kandy’den Anuradhapura’ya direk tren olmadığından,  ilk önce  2 saatlik bir tren yolculuğu ile Polgahawela’ya gittik. Oradan da başka bir tren aktarması ile Anuradapuhura’ya vardık. Amacımız Ruwanwelisseya ve Jetavanaramaya stupalarını görmekti. Detayları Sri Lanka’yı tanıttığımız yazımızda okuyabilirsiniz.

Kandy tren garı, şehir merkezinin hemen yakınında. Dillerini bilmediğiniz bir ülkede olduğunuzdan derdinizi anlatabilmek, adres bulabilmek için anahtar sözcükler çok önemli. Mesela; tren, istasyon? bitti. 🙂

 

 

Sri Lanka’da ilk tren deneyimimiz başlıyordu. Trenler, eminiz ilk zamanlarında çok havalıydı elbet, şu anda baya baya eski. Yani bu kuzey hattı 1905’ te yapılmış, siz hesap edin.

 

 

20170720_151044-01.jpeg

Bagajı sağlama aldıktan sonra, monopodları taktığımız gibi başlıyoruz çekime. Trende kapılar camlar her daim açık. Dönmeye başladı mı uzun uzun dönüyor ve mükemmel kareler çıkıyor. Alabildiğince dağlık bölgeler, yeşili inanılmaz fosforlu ve görüş mesafesi muhteşem net.

20170720_164302(0)-01.jpeg

Çocuk gibi olduk anlayacağınız. Bir o kapıya, bir bu kapıya, sen o cama geç, ben buna derken.. aklımıza aktarma saati geldi. Yetişmemiz gerekiyordu çünkü kaçırırsak Polgahawela’da 4 saat kadar beklemek zorunda kalabilirdik. Halbu ki trene binmeden görevliye sormuştuk, o da “Yetişirsiniz, yetişir” deyip biletimizi basmıştı.

 

20170720_171529-01.jpeg

Bir baktık ki gelmişiz ve belki de tahmin ettiğiniz gibi aktarmayı çoktan kaçırmışız. Bu ülke biraz rahat ve gevşek, zaman mefrumu yok sizin anlayacağınız. Olsun tatil bu, eğlenmeye geldik. Siz yine de bizim düştüğümüz hataya düşmeyin, giderseniz bu linkten http://slr.malindaprasad.com kalkış saati ve güzergahları kontrol edin.

 

 

 

Biz de bekleme zamanını, bol yağda kızarmış enteresan yemeklerinden yiyerek değerlendiriyoruz. Piknik yapmak için, istasyonun sonunda, rayların yanındaki çimenlere tezgahı kuruyoruz 🙂 

Trenlerin biri geliyor, diğeri gidiyor. Öyle güzel malzemeler çıktı ki : ) Trenden sarkanlar, işinden evine dönenler, bizimle sohbet etmek isteyenler… Bu 4 saati eğlenerek iyi vakit geçirdik anlayacağınız. İnanın bu şehrin geç kalmaları da zevkli. Hem ne demişler, her kriz bir fırsat.

20170720_182151(0)-01.jpeg

Anuradhapura treni geldiğinde çoktan hava kararmıştı. Biz başka vagonda otururken, muhtemelen güvenliğimiz için görevli geldi ve kendi olduğu vagona aldı bizi. 3 saatik yolda, vagon görevlisi ve yolcular haricinde, tüfeği ile refakat eden polis de vardı. Yolculuk gece olduğu için, o da dahil neredeyse herkes uyuyordu. Tam güvenlikli yolculuk yapıyorduk anlayacağınız. Bu arada, sizi korkutmak istemeyiz ama, boyları en az 7 cm olan sarı fatmalar da trenin yolcularından. Ayaklarınızın altından fıtı fıtı geçiyorlar 🙂

20170720_185844-01.jpeg

Akşam yolculuğu olduğu için pek bir şey göremedik gerçi. İstasyon ritüeli satıcıları da unutmamak lazım. Vardığımızda konaklamak için, gara ve gezeceğimiz yerlere yakın olan bir yer bulduk bookingden. Sağolsunlar, gardan bizi otel sahipleri karşıladı ve tuktukla pazarlık yaparak kalacağımız otele getirdiler.

 

 

Anuradhapura’ dan Jaffna’ya, En Kuzeye

 

Buraları da dolaştıktan sonra, diğer güzergahın planını yapmak için maymun dolu bir ağacın gölgesine geçtik. Hava gölgede 32 derece. Bu maymunlar sevilir mi sevilmez mi diye izlerken, yoldan bir tuk tuk durdurup Jafna’ya yani en kuzeye  gitmek için, tren istasyonuna doğru yol aldık bile. Tuk tukcu abi Jaffna’ya gideceğimizi duyduğunda, “Oraya daha yeni yeni trenler gidiyor, iç savaş sonrası pek güvenli değildi. Dikkat edin ha.”diye bize uyarısını yaptı sağolsun.

burakoo.jpg

 

En az 5- 6 saat sürecek olan yolculuğu, gündüz gözü ile görmek için sabırsızlanıyorduk. Bu hattın da kapısı camları falan yok, her yanı açık. Hatta basamaklarına oturup, dışarıyı seyredebiliyorsunuz.

20170721_152528-01.jpeg

Biletlerimiz, 2. sınıftandı, kafamızın üstünde de dönüp duran oynar başlıklı eski pervaneler vardı. Öyle dediğimize bakmayın, evet o pervaneler çok işe yarıyor. Hatta tren istasyonda durdu mu şıpır şıpır ter atmaya başlıyorsunuz. Gerçi bizim vücutlar da artık iklime alışmaya başlamıştı.

20170721_155633-01-01.jpeg

Rayların ve yolların kesiştiği yerlerden geçerken, çan sesleri eşliğinde yolu kapatan yerel amcalar ile durmadan karşılaştık. Bu dağın başında, bu yolun ya da bu amcanın ne işi var diyorsunuz.

 

 

 

Her istasyonda daha enteresan satıcılar biniyor. Biz de her şeyin tadına bakıp affetmiyoruz. Halen aklımızda olan, lavaşımsı ekmeğin üstüne dökdükleri salçalı sosu nasıl da bana bana yedik. Ağzımız sulandı bak yine 🙂

20170721_164953.jpg

 

 

Yemyeşil dağların arasından ve kayaların içinden geçerken, düz ovalara indik bile. Okyanusun kenarına yaklaştığımızda, güneşin denize doğru batmaya başlayıp, gözden kaybolduğunu hayal edin… iyot kokusu eşliğinde… Sizce de muhteşem değil mi? Sırf bunun için bile değer.

 

20170721_184340-01.jpeg

Colombo’ dan  Matara’ya, Yani En Güneye

(The Coast Line)

 

20170727_062134-01.jpeg

Tren gelir hoş gelir ley ley limi limi ley” şarkısı ağzımıza yapıştı mı sabah sabah. Matara trenine 1. sınıf bilet aldık, bakalım nasıl bir değişiklik var diye meraktaydık. Düşünsenize klimalı, televizyonlu, ya da camlar istersek sonuna kadar açılıyor hatta portakal suyu falan var…

 

20170727_070226-01.jpeg

Biz hayal ededuralım, bulunduğumuz perona tren yaklaşırken, düzgün giyimli bir adam yanımıza geldi. Sanki istasyonda görevli gibiydi. El işaretleri ile “bakayım biletlerinize” dedi. Dilsiz engelli herhalde arkadaş dedik, verdik biletleri. Aldı baktı ve el hareketiyle “beni takip edin” dedi, vagona götürdü. Koltuk numarası 1. ve 2. olan yere getirdi “burası” dedi teşekkür ettik. Bize niye yardım etti ki derken, ilginç bir tarzla herkese yardımcı olmaya başladı.

 

 

O sırada, tüm koltukların ters durduğunu fark ettik. Meğer trenin son vagonundaymışız ve en arkadan, camın dibinden, full HD manzara bizi bekliyormuş. Hayalimiz gerçek oluyor heyecanıyla etrafa bakarken bir de ne görelim; ne klima, ne cam, ne portakal suyu. Yine pervane. Hem de camlar hiç açılmadığından sıcak havayı altlı üstlü size geri yolluyor. 2. sınıfın gözünü seveyim dedik. Anlayacağınız boşu boşuna bu kadar para verdik. Diğer yerler daha eğlenceliydi. Sadece burada daha fazla havalı turist vardı.  En güzel yanı ise, arkadan tüm manzarayı görebiliyor olmamızdı.

 

20170727_065322-01.jpeg

Herkes oturduğuna göre yolculuk için hazırız… Demin turistlere yardım eden dilsiz genç var ya, birer kağıt verdi elimize, içinde dilsiz ve sağırlar okulunun bir üyesi olduğunu ve yardım ederlerse okuluna destek vereceğimizi bildiren bir kağıt… herkes kağıdı geri verdi. O kadar kişiden sadece biri para verdi bilin bakalım kim…

20170727_064542-01.jpeg

Ve 4 saatlik yolculuk başladı. İlk önce şehrin içinden geçip, sonra yavaaaş yavaş kumsala indi tren. Evet yanlış duymadınız. Bildiğiniz okyanusun kenarından kenarından akıyorduk. Bir bakıyorsunuz balıkçı mahallelerindesiniz, sonra tekrar kumsalda. Deniz dalgalı, hava da kapadı mı arkasından… Yağmur da başladı, gökyüzü bize şov yapıyordu sanki. Mükemmel fotoğraflar çektik.

20170727_082018-01.jpeg

Düşünün ki, tren giderken, arkasından karşıya geçen insanları seyrediyorsunuz bol el sallamalısından. Evlerin kapısı raylara bakıyor. Rayların kenarına oturan aileler var, bir de oynayan çocukları, enteresan görüntüler çıkıyor.

 

20170727_105437-01.jpeg

Sonra gittikçe hava daha iyi olmaya, güneş kendini göstermeye başladı. Bembeyaz kocaman bulutların arkasından masmavi gökyüzü çıktı. Bu arada, bizim vagonun pervaneleri bozuldu mu, biz de havasızlıktan geçtik diğer vagonlara. Oh be dünya varmış diyorsunuz kapıdan sarkarken 🙂

20170727_080217-01.jpeg

 

Vagonların aralarında görevli yerleri var, dışarıyı izlemek için daha büyük bir alan sunuyor. Görevliye su nerden alabiliriz dedik, sağolsun kendi suyunu ikram etti. Kibar bir adamdı ve hayatınızda bu kadar beyaz bir üniforma görmemiş olabilirsiniz.

Trenin merdivenlerinde oturup denizi izlerken, sağ tarafımızda palmiyeler, sol tarafımızda kumsal ve okyanus vardı. Paha biçilmez 4 saat sonunda mutluluktan ayaklarımız yerden kesiliyor anlayacağınız. Normalde bu treni kullananlar meşhur turistik yer Galle’de iniyorlar. Ama biz en güneye inmek için son durak Matara (Maatara)’da indik. Belki ordan yürürüz Galle’ ye (yürümediler) 🙂

20170727_081819-01.jpeg

 

Matara’ dan Kıyı Hattı ile Başkent Colombo’ya 

 

Otelde güneşlenip, dinlendikten sonra yeni rotamızı çiziyoruz. Matara’dan öğlen kalkan Colombo treni için yola çıkıyoruz. Otelle garın arasında 30 dk. yürüme mesafesi var hava da feci sıcak. Biz de yoldan bulduğumuz tuk tukla pazarlık yapıp gidiyoruz.

20170728_122453.jpg

Bu sefer trenin 2. sınıfında yer buluyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde tren sessiz sakin, nereye oturacağımıza karar veremiyoruz o derece.

IMG-20170728-WA0024-01.jpeg

Galle’ye yaklaştığımızda, birden içerisi ana baba gününe dönüyor, sanırsınız 500T. Herkes ayakta, kibarlık yapıp yer vericez ama 4 saate yakın dikilip Colombo’ya kadar gitmeyi de gözümüz yemiyor. Kalabalıktan yerimizden de kımıldayamıyoruz. Sıcak çoktu ama nem daha çok. İsilik çıkardık zaten. Dolayısıyla fazla fotoğraf çekemediğimiz gibi, dışarıyı da göremedik.

 

Bu arada, size bu ülkenin en güzel demir yollarını anlatan linki vermek istiyoruz. https://www.seat61.com/SriLanka.htm  istasyonlar ve trenler hakkında çok şeyler anlatıyor. Sri Lanka’yı trenle gezecekler için bulunmaz velinimet bu site.

siyahbeyaz.jpeg

 

Colombo’dan Negombo’ya; Bildiğin Metrobüs

Colombo’ya gelince “yahu bu şehirde ne yapıcaz binaların arasında” dedik, “Biz zaten şehirde yaşıyoruz, gezmek isteseydik Maslak’a giderdik”.Ve beklemeden, Negombo’ya 3. sınıftan bilet alıp, tren istasyonunda beklemeye başladık.

camasirli.jpeg

https://www.google.com/maps/d/u/0/embed?mid=1MWgzBW7Lpk_TT8gNhq1qCmYzeBg&ll=7.731037477413248%2C80.79375743865967&z=8 . Bu linkten nerede olduğumuzu ve tüm tren haritasını detaylı takip edebilirsiniz.

colombotrenist.jpg

Çok eski bir istasyon Colombo Fort. Bir perondan diğerine üst geçitlerle ulaşırken, trenlerin gelişini gidişini seyredebiliyorsunuz. Durmadan hareket halinde olan bu istasyon, şehirde çalışanlar için kolaylık, her yere gidiyor hemen hemen. New York metrosunun inanılmaz ucuz hali. Hiç bilet kontrolü de görmedik bu arada. Zaten etrafta güvenlik olmadığından, insanlar her taraftan trene binebiliyor. Kaçak yolcu çoktur anlayacağınız.

 

20170728_162113-01.jpeg

 

Demeden geçmemek lazım, Sri Lanka’da demiryolları ile ülkenin en kuzeyinden en güneyine, en doğusundan en batısına hatta ve hatta dağlık tepelere kadar ulaşan bir ağ sistemi var.  http://www.railway.gov.lk/web/index.php?option=com_content&view=article&id=162&Itemid=186&lang=en . Bu linkte ülkeye ait olan demir yolları sitesi var, bir göz atın deriz.

 

20170728_172519.jpg

 

Tren gelir hoş gelir ama tam iş çıkışı olduğundan dolu gelir. Bir de bu istasyondakilerin bineceğini hesaplarsak, panayır var arkadaşlar panayır! Sıkışa sıkışa bindik, kapının kenarında yer bulmaya çalıştık. Nem %90, sıcaklık 32 ama sanırsınız 62 ve tıklım tıklım trendesiniz.

20170728_181825.jpg

1 saat kadar bu şekilde gittikten sonra, iki kişinin bize yer vermesi ile koltuğa çöktük. Hemen sosyallik tabi… ve karşımızda oturan amcanın Müslüman olduğunu öğrenip, Sri Lanka’daki İslam anlayışını konuştuk. “Önceleri çok sert olan bakış açıları, artık daha naif” dedi. “Azınlıklar bir zamanlar çok ezildi buralarda, artık daha güzel yaşıyoruz.” diye ekledi.

Bu arada biz de Negombo’ya akşam karanlığında vardık ve kendimizi sıkışık ama samimi sokaklara attık.

Trenlerle muhabbetimiz böylece bitmiş oldu. Sıradaki yazımızda detaylı Sri Lanka gezimizi, çeşitmi maceralarımızı okuyabilirsiniz. Bir de bu işin otobüs kısmı var tabi. O da ayrı bir konu 🙂

 

Meraklısına

 

KANDY- POLGAHAWELA                       39 KM              kişi başı LKR 90.00

POLGAHAWELA- ANURADHAPURA    133 KM            kişi başı LKR 200.00

ANURADHAPURA- JAFFNA                    191 KM            kişi başı LKR 280.00

COLOMBO FORT – MATARA                  156.8 KM          kişi başı LKR 420.00

COLOMBO FORT -NEGOMBO                39 KM               kişi başı LKR 40.00

SU           LKR 30

MUZ        LKR 10

DÖNER   LKR 300

 

 

 

Kategoriler:Genel, Trenler - EkspreslerEtiketler:,

9 comments

  1. HARRRIKKAAA OTESI BIR YAZI VE HARRRRIKAA FOTOGRAFLAR. GUZEL YUREGINIZE VE EMEGINIZE SAGLIK. SEYAHAT ILE KALIN 🙂

    Liked by 2 people

  2. Ne kadar akıcı ve eğlenceli bir üslubunuz var, bayıldım. Fotoğraflar da bir o kadar şahane. Biz de Japonya’yı baştan başa hızlı trenlerle geçtik, çok zevkliydi. Fakat Japonlar Sri Lankalılar kadar renkli insanlar değil tabii, kitap okuyup manzarayı seyrederek geçiyor yolculukları. 🙂

    Liked by 2 people

  3. Sri Lanka! bizim ikinci evimiz. Esim Sri lankali. Jaffnali. muhtesem olmus .

    Liked by 1 kişi

  4. Emeğinize sağlık bayıldımmm…. Uçak biletler hakkında bileği verebilir misiniz ?

    Liked by 1 kişi

%d blogcu bunu beğendi: