DOĞU EKSPRESİ

8
468

Doğu ekspresi en popüler gezi araçlarından biri oldu. doğu ekspresi bileti bulduysanız yada bulmaya çalışıyorsanız bir hayalinizin daha peşinden gidiyorsunuz. Nereye giderseniz gidin, kalacağınız süreye ve konuma göre hava durumunu kontrol ederek çantanızı hazırlayın. Biz Şubat 2017’de gittik ve şansımıza Kars’ta da İstanbul’da da müthiş bir soğuk vardı.

Doğu Ekspresi İçin Çanta Hazırlığı

IMG_8793-01.jpeg
Doğu ekspresi için Çanta hazırlığı

Doğu ekspresi ile kış ayında kars yolcusu iseniz çantanız çok önemli. Uçakta bagaja vermemek için ve trende de yer kaplamaması için sırt çantamızın boyutunu abartmadık. İçlik, termal çoraplar, polar, dokunmatik kışlık eldivenler, kalın bere, boyunluk ya da kalın atkı, çatlamasın diye dudak kremi, el kremi, muhakkak güneş gözlüğü, kar ve su geçirmeyen goratex botlar tercih ettik.

Tren için ne alalım diye sorarsanız, merak etmeyin tuvalet kağıdı var. Tabi fazla mal göz çıkarmaz çünkü tuvaletler ortak kullanım. Islak mendilse hayat kurtarır.

Yolculuk en az 24 saat süreceğinden, yanınıza aperatif yiyecekler almayı da unutmayın. Tabi tcdd’nin yemekli vagonlarında da her öğün için doyurucu yemekler mevcut.

Eğer 4 kişilik ya da 2 kişilik odalarda kalıyorsanız ve ne kısmetlisiniz ki bilet bulmuşsunuz. Merak etmeyin temiz yastık, çarşaf ve yorgan var.

Pulmanlar hariç, örtülü kuşetli ve yataklı vagonlarda priz var ama yeterli değil. Dolayısıyla priz çoklayıcısı ve powerbank almanız önemli. Bu arada trende kitap okumak da ayrı bir tat, haberiniz olsun.

Hadi biz kaçtık o zaman…

Anıt Kabir’den Doğu Ekspresine

Doğu Ekspresi her gün 18:00’de Ankara’dan Kars’a hareket ediyor. Biz de İstanbul’dan sabah uçağı ile Ankara’ya gelerek, ilk önce Anıt Kabir’i rahat rahat gezelim dedik.

Anıt Kabir’de askerlerin nöbet değişimini pür dikkat takip ettik. Gerçek anlamda bir takipten bahsediyoruz. Peşlerini bırakmadık. Böyle bir senkronizasyon yok.

20170202_123124-01.jpeg
Anıt Kabir’ den Doğu Ekspresine

Hayranlıkla müzeyi dolaşıp, Atamıza dualarımızı okuduktan sonra, bilet vaktine 2 saat varken garın yolunu tuttuk. Biz ne yapıp ne edip geç kalmayı becerenlerdeniz… Ciddiyiz hiç gülmeyin… Bir seferinde yine geç kalmayalım diye, yurt dışında hava alanına yarım gün erken gittiğimizi biliyoruz.

Bu sefer de 40 dk. lık yolu trafikten 2 saatte gidemedik. Yolun ortasında taksiden inip 15 dk koşmanın sonunda dalak şişmiş, bileti gösterip adres soruyoruz, nefes almaktan konuşamıyoruz. “Yanlış geldiniz, burası yeni gar, siz eski gara gideceksiniz” diyolar. Hoooppala tekrar koşmaya başladık, eski gara geldik kan ter içinde. Meğer demiryolu hattı yol çalışmaları varmış. Gardan otobüslerle Irmak Tren İstasyonuna gidilecekmiş. Ve biz otobüse 3 dakika kala yetiştik.

Ne diyordu Bill Gates; “Sınavlara çalışmaya daima geç başlayın; bu size zaman yönetimini ve acil durumlarla başa çıkmayı öğretir.” Size tanıdık geldi mi?

Doğu Ekspresi – 1. Gün

Anlık planla çıktığımız bu doğu ekspresi yolculuğunda, 3. Vagon pulmanda ancak bilet bulabildik. Yataklı vagonlarda yer bulamadık diye üzülürken, meğer süper bir eğlencenin ilk adımları bu vagonda atılacakmış. Kafa dengi insanlarla tanışıp kaynaştıktan sonra, oturmaktan sıkılıp treni gezmeye başladık. Hep beraber soluğu yemekli vagonda aldık.

IMG_9208-01.jpeg
doğu ekspresi

Herkes yanında getirdiği kumanyasını Doğu Ekspresi nde ortaya çıkardı ve mutluluğun paylaştıkça çoğaldığı bir ortamda yemekler yendi. Sohbet sohbeti açtı, kahkahalar, şakalar…bir baktık Mirsade hoparlörünü çıkardı. Vagon görevlilerinin de izin vermesi ile şarkılar söylendi, tempolar çoğaldı. Halaylar çekildi, kahkahalar davetkar bir şekilde tüm treni sardı… deyimi tam yerinde kullanacağız; yemekli vagonda iğne atsanız yere düşmezdi, ikili oturma koltuklarında üçlü dörtlü oturuyorduk…

grupca.jpg
iğne atsanız yere düşmezdi

23:00’de kapanması gereken yemekli vagon, bu kalabalıktan ve görevlilerin iyi niyetinden gece 01:00’e kadar açık kaldı… Çaldı sazlar, söylendi şarkılar.

IMG_20170202_234139_744.jpg
çaldı sazlar Söylendi şarkılar

Bu güzel geceden sonra, koltuklarda uyumaya çalışmak ızdıraba dönüşmedi değil… kimimiz matları kolidora serdi yere yattı, kimi iki koltuk arası uyku tulumunda, kimileri de birbirine sarıldı…

https://www.instagram.com/p/BeQr0Xbjk2k/?taken-by=oralarnereler
kimi iki koltuk arası uyku tulumunda, kimileri de birbirine sarıldı

Doğu Ekspresi – 2. Gün

Şafak yeni yeni sökmeye başlıyordu Doğu Ekspresi nde. Uyku semesi açılan bilinçler acıkma sinyallerini verdi. Yine imece usulü ile bütün ganimetler yemekli vagonda masalara açıldı.. öğrencisi doktoru, avukatı, öğretmeni herkes aynı tabaktan karnını doyurdu çok şükür. Filiz ve Aslı’nın kahvaltılıkları hala aklımızda. Ege’nin kokusunu Kars yolunda hissettik sağolsunlar. Çaylar mı tabi ki devlet demir yollarından… heee bu arada Umut’un masa altında demlediği o nefis kaçak seylan çayını unutursak, kalbimiz kurusun…

20170203_114403-01.jpeg
Çaylar Mı Tabi Ki Devlet Demir Yollarından

Sabahın ışıklarını gören fotoğrafçı camiası, heyecanlı çocuklar gibi vagonlarda bir o camdan bir bu cama koşuyordu. Tabi ki biz de onlarla…Manzara mı? muhteşem. Gece durmaksızın yağan kar, diz boyunu çoktan geçmişti. İstasyonlarda vagonlardan aşağıya dahi inilmiyor hatta raylar bile gözükmüyordu…

https://www.instagram.com/p/BeAK-a5Dbx6/?taken-by=oralarnereler
manzara mı muhteşem

Süper fotoğralar için kadraj kavgalarını bir yana bırakalım da, yemekli vagonda sohbet ederken yanımıza bir köpek geldi. Max, Jandarmanın arama timinin vazgeçilmeziymiş. Tanıştık, kaynaştık, peynirimizi yedi, tabi komutanının izniyle. Herkes güvenlik kontrolünden geçtikten sonra yeni tanıştığımız insanların hayatları, din, tarih, felsefe, devlet, millet, seyahat derken…saatler geçti.

https://www.instagram.com/p/Bd-IJJMD1yv/?taken-by=oralarnereler
Bu soğuk demir yığını

Bu soğuk demir yığını, o kadar sıcak ve samimi duygularla Kars’a gitti ki… tadı daima aklımızda kalacak. Akşamın finalini Sarıkamış’tan binen arkadaş kemençesi ile yaptı ve bisikletiyle dünyayı gezen çiftin melodisiyle trenden indik.

DOĞU EKSPRESİ The Kars Vegas

Doğu Ekspresi Akşam saatlerinde varmış olduğundan, ekstra soğuktu Kars. Yerler komple buz tutmuş, asfalt görmeniz imkansız. Not: Kars’da zordur yürümek, anladık ki eller cebe girmeyecek.

20170203_194318-01.jpeg
kars

Doğu ekspresi ile geldiğimiz kars gezilecek yerler bitirdik. Bu geziyi okumak için tıklayın. Eve dönüş için tekrar Kars tren istasyonuna gelerek yolculuğumuz başlıyor.

Ser Çarşafları, Doğu Ekspresi’ndeyiz

Doğu ekspresi Kars’tan Ankara’ya her gün sabah o8:00’de kalkıyor. Yine 24 saat 30 dakika sürüyor. Tabi rötarlar oluyor. Örneğin biz trenle Kars’a gelirken 27 saatte anca geldik. Bazen de hava o kadar soğuk oluyor ki, gece sular donuyor ve tuvaletler çalışmıyor. Her neyse, bir yola çıktıysanız her türlü varıyorsunuz.

Biz de sabah kahvaltıyı erken yaparak DOĞU EKSPRESİ NE geç kalma durumu olmasın diye lobide beklemeye geçtik. Yükümüz de aldığımız ürünlerden dolayı ağırlaştığı için taksi çağırdık. Taksi bir türlü gelmedi, lobide gurbetten akrabamız gelecekmiş heyecanıyla taksi bekliyoruz. Zaman gittikçe daralıyor, tabi aldı bizi stres. Resepsiyona çıkışıyoruz, tamam şimdi gelecek, ha geldi ha gidiyoruz derken biz yoldan taksi aramaya başaldık bile… Sonunda çağırdıkları taksi geldi, trene de 20 dk. falan kaldı kalmadı…

DOĞU EKSPRESİNE YETİŞMELER

Biz geç kalmalarımızın ritüeli ile dans ederken, sanırız Kars’ın en görgüsüz, en hayvanına denk geldik. Camı açıp balgam atmasına mı, selam verip cevap alamadığımıza mı, daha yataktan yeni kalkmış agresifliğine mi, trafikteki herkesle kavga etmesine mi yoksa taksi metre açmayıp kafasına göre rakam söylemesine mi kızalım… Tabi sonunda bizim de sabır taşımız çatladı “Hayırdır dayı?” dedik ve dayı geri vitesini hatırlayınca ücrette de anlaşıp, trene koşmaya başladık. Merak etmeyin, yetiştik.

Bu sefer daha lüks bir yolculuk bekliyordu bizi. Bunun heyecanı da inanın çok farklı. Düşünsenize koltuklarda 27 saatten sonra yastığınız ve yorganınız var artık! Hem de yine harika manzaralar eşliğinde. İster yatarak izleyin, ister karşılıklı oturarak.

Yatmak deyince, Kars gezimizin yüksek temposundan yorgun düşüp, hayatımızdaki en güzel gündüz uykusunu tadarken, kapının 10’larca kere vurulmasını duymamışız. Kapıyı açtığımızda, jandarma karşımızdaydı. Güvenlik ve kontrol için bizlerden kimlik istiyordu. O kadar anlamsız bakıp anlamamışız ki, tüm cüzdanı ellerine teslim ettik. Herkese güvenmememizi ve paramıza dikkat etmemizi öğütleyen kamu spotundan sonra kimlikleri kontrol edip gülerek uzaklaştılar.

20170203_111230-01.jpeg
Güvenlik ve kontrol için bizlerden kimlik istiyordu

Madem uyandık, yemek yiyelim dedik. Erzurum’a yaklaşmadan Cağ Kebabı siparişimizi verdik. İnanın tüm istasyon, elinde cağ kebaplı kuryelerle doluyor. Biz Gel-Gör Restoranı tercih ettik ama kompartmancı abilere göre şu anda daha iyileri varmış, araştırın deriz.

İlk trendeki coşku bu sefer yoktu. Kuralları seven vagon görevlileri ile geldiğimiz için, yemekli vagonu erkenden kapattılar. Biz de kendi eğlencemizi kendi odamızda sürdürdük. Filiz’in ganimetlerini ve hoş sohbetini hiç unutmayacağız. Her zaman böyledir ya, geri dönüşler çabuktur ve daha sakin.

geri dönüşler çabuktur ve daha sakin.

Doğu ekspresi Irmak istasyonuna varır. Ankara’ya geldiğimizde uçağımız akşam saatinde olduğundan, dolu dolu bir günümüz daha vardı. Biz de hemen eş dostu arayıp, en ilginç müze deneyimi için yol aldık.

https://www.instagram.com/p/BeFEOg8D2Ec/?taken-by=oralarnereler
doğu ekspresi

DOĞU EKSPRESİ İLE Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Doğu ekspresi Ankara’ya vardığında saat 08:30’du. Müze sabah 10:00’da açıldığı için, trenden kalan kahvaltılıklarımızı müzenin karşısındaki bol güvercinli parkta yaptık. Bu cezaevi hakkında bir çok bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz; http://www.ulucanlarcezaevimuzesi.com

Müzeye girerken bizi gerçekçi balmumu heykelleri karşıladı, asker ve gardiyanlar tabi ki. Avludan geçip de koğuşlara doğru ilerlediğimizde karanlığın, kasvetin içinde rutubet kokusu unutulmazdı. Düşünsenize, biz gezerken irkildik ve korktuk, o dönemde bu mahkumlar ne travmalar yaşamıştır.

NE HAYATLAR YAŞANMIŞ

81 yıl boyunca 18 infazın gerçekleştiği, bir döneme damgasını vuran isimlerin yattığı bir yer burası. Deniz Gezmiş, Muhsin Yazıoğlu, Nazım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kısakürek, Yılmaz Güney, Bülent Ecevit ve İskilipli Atıf Hoca gibi şahsyetlerin mahkum edildiği koğuşları gezerken, onlara ait eşyaların da sergilendiğini görebilirsiniz.

Sizde derin etkiler bırakacak bu cezaevini anlatmakla inanın bir yere varamayız. Çünkü hissetmeniz lazım. Tüylerimiz diken diken oldu gezerken. Hele bir de tekli koğuşlardan gelen temsili mahkum ve gardiyan sesleri hala kulağımızda çınlamakta. dolayısıyla küçük çocukların girmemesini öneririz.

Hadi biz kaçtıkla başlayıp; gezip gezip döndüğümüz bir başka gezimiz de çok sevdiğimiz İnanç Fitos arkadaşımızın babasının doğum günü kahvesi ile son buldu. Biz de İstanbul’un yolunu tuttuk.

8 YORUMLAR

  1. Elinize, gönlünüze sağlık. Ne güzel anlatmışsınız. Adeta tekrar yaşadım henüz yeni döndüğüm geziyi. Yeni rotalarınızı bekliyorum.
    Selam ve sevgiler

  2. Woooow! Harika bir blog. Tebrik ederim bir seyahat blogu kurmanız beni gerçekten sevindirdi. Maalesef bu işi ülkemizde düzgün yapan kişi sayısı az ve sizin blogunuz gerçekten gelecek vaad eden bir blog olacak. Başarılarınızın devamını dilerim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz